Wednesday, 27 February 2008

Kıbrıs’ın Sesi


‘Kıbrıs’ın Sesi’, Kıbrıslı Rum ve Türk müzisyenlerin, Kıbrıs’ın geleneksel müziklerinden yaptığı seçkilerden oluşan bir albüm. İstanbul doğumlu bir Kıbrıslı Türk olan müzisyen Mehmet Ali Sanlıkol ile Lefkoşa doğumlu Kıbrıslı Rum müzisyen Theodoulos Vakanas, yanlarına iki ana karadan (Yunanistan ve Türkiye) müzisyenleri de alarak kaydetmişler bu albümü.
‘Kıbrıs’ın Sesi’, tam anlamıyla geleneksel Kıbrıs müziğini yansıtıyor. Zaten Mehmet Ali Sanlıkol’u böyle bir albüm yapmaya yönelten şey de, Kıbrıs müziğinin her iki toplumdan müzisyenlerin ortak çabalarıyla kayıt altına alınarak arşivlenmemiş olması.
Kıbrıs müziğinin barındırdığı çeşitliliği görmek için albümde kullanılan enstrümanlara bakmak bile yeterli: Ud, cura, ney, zurna, kaval, tef, keman, kemençe, lyra, lavta, davul ve perküsyon... Aynı zamanda etnomüzikolog olan Mehmet Ali Sanlıkol, geçtiğimiz yüz yıldan itibaren, kemanın hem Rum, hem Türk müzisyenler tarafından ana enstrümün olarak kullanıldığını söylüyor. Ancak Rumlar’ın kemanı lavta ile, Türkler’in ise ud ile eşlediğini belirtiyor. Albümün genelinde de, bu enstrümanların değişik kombinasyonlarla sunulduğunu görüyoruz.
Albümdeki repertuvar, “Düğün Müzikleri”, “Aşk Şarkıları”, “Dini Müzik”, “Köy”, “Geçmişe Yolculuk”, “Zeybek” ve “Kıbrıs’ın Sesi” gibi başlıklar altında toplanmış. Kuşkusuz bunun en önemli sebebi, Mehmet Ali Sanlıkol’un albüme ‘bilimsel’ bir titizlikle yaklaşması. Bu kategorizasyon, aynı zamanda Kıbrıs kültürel kimliğini anlamak açısından da faydalı...

Sabahın seher vahdında...
Albüm, “Düğün Müzikleri” ile açılıyor. Birinci şarkı ise, albümdeki hemen hemen tüm enstrümanların birlikte kullanıldığı ve hem Türkler, hem Rumlar tarafından icra edilen ‘Kozan Marşı / Syrtos’. ‘To Tragoudi Tou Gamou’ isimli ikinci parça ise, Rumca söylenen “Bugün, altınla kutsansın / ve bu tören güçlü olsun / Bugün gün ve gökyüzü parlıyor / Bugün, bir kartal bir güvercinle evleniyor” dizeleriyle bir Rum düğününü tasvir ediyor.
Üçüncü şarkıyla birlikte “Aşk Şarkıları” bölümüne geçiyoruz. Albümün en dokunaklı şarkılarından “Sabahın Seher Vahdında” ile başlıyor bu bölüm. “Sabahın seher vahdında / Aman oturmuş incil okur / Ben o dilden ağnamazdım / Aman zanneddim bülbül şakır.” Mehmet Ali Sanlıkol’un, ud eşliğinde söylediği bu dizeler, ‘öteki’ne bakışı, farklı olanı anlama ve onunla birlikte yaşamaktan alınan hazzı, yani albümün tüm konseptini özetliyor adeta.
Bu hüzünlü aşk şarkısından sonra, aynı ud nağmeleriyle, eğlenceli ve kıvrak bir şarkıya, ‘Dolama / Na Sou Goraso Mihanin’e geçiyoruz. Mehmet Ali Sanlıkol, “Dolama dolamayı / Getirin bağlamayı / Kimiden alışdın yavrum / Böyle göbeg atmayı...” diyor. Theodoulos Vakanas ise, bir yandan kemanını inletip, Rumca karşılık veriyor: “Sana bir dikiş makinesi alacağım / Diktikçe övüneceksin / Bu komşularının / Yardımına muhtaç kalmayacaksın” diyor.

Sema, cana şifa, ruha gıda...
Kısa bir Bizans ilahisinin ardından başlayan dini içerikli Rum türküsü ‘Ta’i Giorki’, “Kıbrıs’ta Dini Müzik” bölümüne götürüyor bizi. Aya Giorgis’e adanan bu epik türkü, destansı bir kahramanlık hikayesini anlatıyor.
Altıncı şarkı, bir Anadolu ilahisi olan ‘Şem-i Ruhuna’. “Dinle sözümü sana direm özge edadır / Derviş olana lazım olan aşkı hüdadır / Âşıkın nesi var ise maşuka fedadır / Sema safa cana şifa ruha gıdadır...” Bu tasavvuf ilahisi, Kıbrıslı Türkler’in dine bakışında Mevleviliğin ve tasavvuf inancının etkisini vurgulamak açısından önemli.
Zurna ve davul eşliğinde bizi “Köy” bölümüne götüren ‘Abdal Zebeği / Aptalikos’un ardından, “Kıbrıs’ta Geçmişe Yolculuk” başlıyor. Bu bölümde, kemanın geleneksel Kıbrıs müziğine girmesinden önce kullanılan enstrümanlara tanık oluyoruz.
Albümün 10. parçası ile “Zeybekler” bölümü başlıyor. Hem Türk hem Rum kültüründe, özellikle de Ege bölgesinde önemli bir yeri olan Zeybek müziğinden iki güzel örnek veriyor albüm: ‘Varys Zeybekikos’ ve ‘Sarhoş Zeybeği / Ime Tze Ganomatzis’.
Albümle aynı taşıyan son bölümde, nispeten daha ‘popüler’ nağmeler geliyor kulaklarımıza. Sırasıyla, ‘Agapisa Tin Pou Karkias’, ‘Feslikan / Syrtos’, ‘Orak / To Mashairin’ ve ‘Dillirga / Tillyrkotissa’ şarkıları, dinleyenle bu Akdeniz adasının sıcaklığını kıvrak ritmler ve hoş melodilerle aktarıyor.

Bu sese kulak verin...
Bu çok kültürlü Akdeniz adasının kültürel kimliklerini müzik yoluyla ifşa ediyor ‘Kıbrıs’ın Sesi’. Albümün Türkçe isminin ‘Kıbrıs’ın Sesi’ olması bile bir şeyler anlatıyor aslında. Kıbrıs’ın sesinin ne salt Türk, ne de Rum müziklerinden ibaret olduğunun altını çizerken, ‘Kıbrıs’ adıyla yapılacak bir kültürel veya sanatsal faaliyetin, iki toplumun kimliğinden de bir şeyler yansıtmasının gerekliliğini vurguluyor.
B.

No comments:

Post a Comment